Çocuklarda ergenlik döneminde ortaya çıkabilen şiddet içeren davranışlar neden kaynaklanır ve ebeveynler bunu önlemek için neler yapabilir?
İki ayrı okulda üst üste yaşanan şiddet olayları, faillerin benzer profilleri sebebiyle tüm gözleri odalarından çıkmayan, sürekli çevrim içi zaman geçiren, gerçek hayatta akranlarıyla iletişim ve kabul sorunları yaşayan çocuk ve ergenlerin üzerine çevirdi.
Söz konusu çocukların bu noktaya gelmesinde geçmişlerinde şiddete veya tutarsız ebeveynlik uygulamalarına maruz kalma, büyürken sağlıklı sınırlar ile tanışmamış olmak gibi faktörler rol oynamış olabileceği gibi; sağlıksız medya kullanımının da etkileri olabilmektedir.
Çocukların şiddet içeren davranış ve eylemlerinin medya tüketimi ile ilgili nedenleridüşünüldüğünde akla ilk mafya, şiddet ve saldırganlık içerikli TV dizileri ile sosyal medyadayer alan şiddet içerikleri gibi bazı faktörler gelmektedir. Çocukların gördükleri davranışları örnek aldıkları ve taklit ettikleri gerçeği malumken, tüm bunların olumsuz etkilerinin varlığı zaten inkâr edilemez. Ancak belki de bunlardan önce, yoğun ekran maruziyeti ile artan yalnızlaşma sonucu doğan sorunları düşünmek gerekir.
Son yıllarda çok erken yaşlarda ekran ile tanışan çocuklar; yüz yüze iletişimden ve sosyal çevre yoluyla elde edilen sağlıklı uyaranlardan mahrum kalarak giderek yalnızlaşıyor. Modern yaşam koşullarından kaynaklanan bireyselleşme, sosyal ortamların azlığı, sosyal öğrenme koşullarının yetersiz olması gibi sebepler, çocukların okul öncesi dönemde gelişmeye başlayan merhamet, vicdan, empati becerilerinin gelişimini sekteye uğramasına neden oluyor. Ne yazık ki bir yandan akranları ve büyüklerle iletişim, etkileşim ihtiyacı hisseden ama bir yandan da bunu nasıl yapacağına dair bilgi ve deneyimi olmayan, yalnızlaşan çocukların sayısı giderek artıyor.
Sosyal Yaşam ve Sınırlar Çocuk İçin Neden Önemli?
Erken çocukluk döneminde çocukların ailesi ve yakın çevresiyle yoğun sosyal paylaşım ve etkileşim içinde olmaları onların empati, merhamet duygularının gelişmesine olumlu katkı sağlar. Sosyal becerileri yeterince gelişmemiş çocuklar, bu ortam sağlanamadığında okulda sosyalleşmede zorluk çekerler, yaşıtları tarafından farklı algılanıp dışlanabilirler. Bu durum bazı çocukların “öfke, yalnızlık, bir gruba ait hissedememe, kendini gösterme isteği, varoluşunu kanıtlama ihtiyacı” gibi nedenlerle, toplum tarafından kabul görmeyen ilgi alanları ve davranışlara yönelmeye başlamasına neden olabilir. Önce ailesinden, sonra akranlarından ilgi göremeyen bu tür çocukların olumsuz davranışları ve şiddete eğilimleri giderek artabilir.
Çocuklarda soyut düşünme ve muhakeme becerileri 11 yaşına doğru gelişmeye başlar. Buyaştan önce doğru yapılanamamış merhamet ve empati duyguları, onların muhakeme becerilerinin de gelişimini sekteye uğramasına neden olabilir. Sağlıklı sosyal gelişimi olan bir çocuk ve ergene göre muhakeme becerisi gelişmeyen çocuklar, bir canlıya zarar vermenin ahlaki ve vicdani boyutunu algılayamayabilir. Benzer gelişimsel sorunlara sahip ergenler; internetteki farklı oyun veya sosyal medya platformlarında birbirlerini bularak iletişim kurmaya, hatta gruplaşmaya veya çeteleşmeye başlayabilirler. Başka gruplarda örselenen ya da dışlanan sorunlu çocuklar, sağlıksız da olsa bir gruba ait olmanın, kabul görmenin hazzını yaşarlar. Bu çocuklar video oyunlarla, görüşmelerle giderek birbirine güven duyar ve bağlanır,; bir duruma, kişiye karşı ‘düşmanca’ ortak hareket etmeye eğilimli hale gelebilirler.
Ailesi ve akranlarıyla bağ kuramayan, giderek yalnızlaşan ve sadece sanal dünyadaki gruplarda kabul gördüğünü düşünen bu çocuklar, zamanla şiddete doğru yönlendirmelere de açık hale gelebilirler. Örneğin yalnız hisseden bir çocuk, bağlı olduğu grupta onay ve kabul görmesini sağlayacağına inandığı eylemleri düşünmeden gerçekleştirebilir.
Ebeveynler, bebeklik döneminden itibaren çocuklarına güvenli, sıcak ve sevgi dolu, çocukların kendilerini ait hissettikleri bir ortam sağlamakla yükümlüdürler. Sağlıklı gelişim için çocuklar, ekranlardan mümkün mertebe uzak tutulmalı, yaşına uygun oyunlar oynamalı, fırsat buldukça diğer aile üyeleri ve akranlarıyla bir araya gelmelidirler. Ebeveynler, çocuğun sınır konulması gereken davranışlarını görmezden gelmemeli, isteklerinin bazılarının gerçekleşebileceğini, bazılarının ise belli bir çerçeve içerisinde, imkânlar veya onun üstün yararı doğrultusunda yapılamayacağını çocuğa öğretmelidirler. Ebeveynler,; merhamet, ve empati duygularının gelişmeye başladığı okul öncesi dönemden itibaren çocuklarıyla birlikte yardımlaşma ve sorumluluk duygusunu geliştiren etkinlikler yapabilir. Örneğin hayvanları beslemek, yaşlılara yardımcı olmak, üzülen veya canı acıyan birini teselli etmek gibi örnek davranışlarla çocuklarına sağlıklı rol model olabilirler. Ayrıca, çocuğu bireysel ve sosyal olarak geliştiren milli bayramlar, dini bayramlar, akraba ziyaretleri, kuzen buluşmaları, doğum günleri gibi özel zamanlar çocuklar açısından daha iyi değerlendirilebilir.

Çocuklarda Hangi Davranışlar Mutlaka Önemsenmeli?
Çocuklarında yalnızlaşma, davranış değişiklikleri, öfkenin kolay uyanması, şiddete meyilliolma gibi sorunlar gözlemleyen ebeveynlerin gecikmeden bir çocuk ve ergen psikiyatri uzmanına başvurmaları gerekir. Okula giden çocukların okuldaki durumları ve davranışları da aile tarafından yakından takip edilmelidir. Çocukları okul yaşamında olumsuz bir durum yaşayan ebeveynlerin, okuldaki danışman ve rehberlik öğretmenler ve gerekirse uzman bir psikolog ile ortaklaşa hareket etmeleri sorunun çözümünü kolaylaştıracaktır.
Diğer taraftanebeveynler, dijital dünyadaki yararlı ve zararlı içeriklerden mutlaka haberdar olmalı, öncelikle kendileri bu dünyayı yakından takip etmeli ve tanımalıdırlar. Çocuklarının oynadıkları video oyunlar, internet ortamında geçirdikleri süre, mesajlaşma ve görüşme detayları, arkadaşları, kullandığı uygulamalar ve platformlar ve ne için kullandıkları gibi detayları bilen ve çocuklarını takip eden ebeveynler, çocuklarındaki değişimleri fark eder ve riskli durumlardan zamanında haberdar olarak müdahale de bulunabilirler. Ayrıca, günlük yaşamda aile bağlarını güçlendiren sohbetler, film saati veya kutu oyunları gibi etkinlikler, ailece telefon ve tablet olmadan akşam yemeği yemek, birlikte yürüyüş, futbol, basketbol gibi spor aktiviteleriyapmak çocukların aidiyet, sevgi ve güven duygularını pekiştirecek, onu farklı arayışlara girmesini önleyici olacaktır.
